HABERLER

“Şehir ve insan bir bağ içinde yaşamalıdır”

Aralık Kültür Sanat Etkinlikleri OSM’de ki Şehirdeki İnsan İnsandaki Şehir adlı konferans ile devam etti. Çelik, “Her şehrin dışarıdan cezbedici bir havası bulunmaktadır. Gelen insanlar için keşfedilmesi gereken yönleri bulunuyor. İçinde yaşayan insanlar için şehirler orijinalliğini yitirebiliyor. Bu yüzden burada yaşan insanlar gözlerini dışarıdaki şehirlere diker. Tarihi arka planı geniş şehirlerde doğup büyüyen insanlar şehirleri daha çok benimseyebiliyorlar” dedi.

Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen Aralık Kültür Sanat Etkinlikleri devam ediyor. Ofis Sanat Merkezi’nde gerçekleşen ‘Şehirdeki İnsan İnsandaki Şehir’ isimli konferansa Prof. Dr. Celaleddin Çelik konuşmacı olarak katıldı. Programa Kültür ve Sanat Şube Müdürü Adem Turan ve çok sayıda sanatsever katıldı.

Tarihi şehirler daha önemli
Prof. Dr. Celaleddin Çelik, “Her şehrin dışarıdan cezbedici bir havası bulunmaktadır. Gelen insanlar için keşfedilmesi gereken yönleri bulunuyor. İçinde yaşayan insanlar için şehirler orijinalliğini yitirebiliyor. Bu yüzden burada yaşayan insanlar gözlerini dışarıdaki şehirlere diker. Tarihi arka planı geniş şehirlerde doğup büyüyen insanlar şehirleri daha çok benimseyebiliyorlar. İnsanların bir şehirle bağ kurma oraya ait olma konusunda bugün öyle bir evreye girdik ki artık tarihi şehirler de eskisi kadar içinde yaşayanlara o güçlü bağları sunuyor mu sunmuyor mu tartışılır bir hale geldi. Modernleşmeyle birlikte şehirlerin birbirinin benzeri bir hale geldiği dünyaya doğuyor insanlar.  Özellikle küreselleşme çağında yaşadığımız bugünkü dünyada şehirlerarasında ki farklılıklar giderek azalıyor” ifadelerine yer verdi.

Şehirler tüketim mekânı ve otel oldu
Açıklamalarına devam eden Çelik, “Bir şehrin mensubu olmak o şehrin tarihi, kültürünü iyi bilmeyi mümkün kılmıyor. Çünkü şehirler, bir kimlik mekânı olmaktan çok bugün kabul edilen bir tanıma göre bir tüketim mekânı, hatta bazen öyle bir noktaya geliyor ki bir otel gibi algılanıyor. Geçmişin kimlik veren, aidiyet sunan verileri yerine bugünün daha çok tüketim ve günlük hayat sarmalında yaşanan şehirleri arasında gerçekten ciddi farklılıklar olduğunu görüyoruz. Şehir ve insan arasında ki ilişki ise şehri nasıl tanımladığımıza bağlıdır. Türkiye’de şehir üzerine çok güzel çalışmalar yapmış bir isim olan Turgut Cansever’in güzel bir şehir tanımı var. Şöyle diyor; Şehir, ahlakın ve tefekkürün geliştiği en üst düzeyde varlığın anlamını tamamladığı bir yerdir” sözlerine yer verdi.

Mahremiyet ve mimari
Çelik, “Bizim mimarimizde, bizim şehir tasavvurumuzda şehirlerimize de yansımış bir özellik bulunuyor. Mahremiyet düşüncesinin temelinde insan ve insan ilişkisi yani kişilerarası ilişkilerin belirli bir nizam ve anlayışa göre tanımlanmasından kaynaklanan bir şey. İnsanın varlık anlayışının dayandığı bir felsefeye bir anlama dayalıdır bu. Mimari, sadece insanın ihtiyaçlarını karşılamak için değildir. Mimari, birlikte yaşadığı insanların duruşu, kültürü ve o aidiyeti korumak için yapılan bir şeydi. Bu anlamda düşündüğümüzde geçmiş sadece sorgulamak için yaptığımız bir davranış oluyor” dedi.