Mavera’nın Renkleri

Mavera’nın Renkleri Mavera hem felsefi ve tasavvufi hem de estetik bağlamlarda derin çağrışımlara sahip bir kavramdır. Fiziksel olarak algılanabilenin, görünenin veya bilinenin ötesindeki Metafizik ve görünmeyen bir alemi ifade eder.

Sanat ve estetik bağlamında mavera ise görsel olanın ötesinde mana, duygu ve sezgi alanını çağrıştırır. Temsilin değil, ima etmenin ön planda olduğu estetik anlayışı, somut biçimler aracılığıyla soyut bir ifade deneyimi olarak düşünülebilir. Özellikle soyut sanat, mistik sanat, dijital ve yeni medya sanatı bağlamında mavera, görünmeyeni görünür kılma ya da sezdirme çabalarını ifade eder.

Rasim Soylu’nun Mavera’nın Renkleri adlı kişisel sergisi, fizik aleminin ötesinde mistik ve metafizik bir yer olarak tanımlanan, Beyt-ül Mamur serisinin devamıdır.

Beyt-ül Mamur, yedinci kat semada, Kâbe’nin üst hizasında bulunan bir yer olarak rivayet edilir. Kâbe üzerinden Beyt-ül Mamur’a doğru uzanan görünmez bir sütun Amud-u Nurani olarak adlandırılır. Hatta bu nurani sütun aşağı ve yukarıya doğru sonsuzluğa dek uzanan matematiksel bir doğrudur. Her gün yetmiş bin melek tavaf etmekte ve Allaha secde etmektedir. Beyt-ül Mamur’u, Hz. Adem’in Cennetten dünyaya indirilirken gördüğü ve merak edip mahiyetini öğrendiği ve Kabe’yi bir ibadet mekânı olarak ilk inşasını yaptığı da rivayetler arasında yer alır.

Beyt-ül Mamur, Kuran’da yer aldığı gibi Tevrat’ta da bahsi geçmektedir. Tasavvufî bir yorumla “insanın kalbi” olarak da düşünülebilir.

Yayın için tıklayınız